Raporların Gölgesinde, Kürsünün Aydınlığında: Muğla’nın Gerçek Sahibi Emektir Rektör Hocam!


Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Bodrum Haber’i tercih edilen kaynak yapın
Bir üniversiteyi var eden, bütçe, tablolardaki sütunlar ya da kâğıt üzerinde kusursuz görünen finansal ihtiyatlar değildir. Bir üniversitenin kalbi; amfilerde ders anlatan hocanın heyecanında, laboratuvarda sabaha kadar tüp başında bekleyen araştırmacının gözündeki ışıktır ve o kenti geleceğe taşıyan gençlerin azmindedir.
Bugün Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’ni (MSKÜ) masaya yatırdığımızda, karşımızda son derece çarpık ve iki başlı bir tablo duruyor. Bir yanda son üç yılın Sayıştay raporlarına yansıyan idari aksaklıklar, liyakatsiz görevlendirmeler ve çifte standartlar; diğer yanda ise bütçesi olduğu hâlde o imkânları öğrencisine ve araştırmacısına ulaştırmayan, yatırımları %40’lar bandında tıkayan hantal bir yönetim anlayışı var. Ve tüm bu engellemelere, uğranılan haksızlıklara rağmen tırnaklarıyla kaza kaza başarı destanı yazan akademisyenler ve öğrenciler…
Sayıştay Raporlarının Söyledikleri: Çoraklaşan Bürokrasi ve Çifte Standartlar
Son üç yılın Sayıştay denetim raporları ve resmi bilanço verileri, ne yazık ki kurumun idari yönetiminde kronikleşen bir adaletsizliğe ve tıkanıklığa işaret ediyor.
Üniversitenin fiziki altyapısını, laboratuvar modernizasyonunu ve teknolojik yatırımlarını temsil eden sermaye giderleri gerçekleşme oranlarının düşük seviyelerde kalması, bütçenin var olduğunu ancak doğru ellerde vizyona dönüşmediğini açıkça gösteriyor. Bütçesi var olan bir kurum, o kaynağı öğrencisine, laboratuvarına ve araştırmacısına ulaştırmıyorsa; orada ciddi bir idari niyet ve adalet sorunu var demektir. Raporlara yansıyan kadrolu görevlendirmelerdeki kayırmalar, içerideki huzuru bozan çifte standartlar ve liyakati bir kenara iten yaklaşımlar, ne yazık ki üniversiteyi bilim ocağı olmaktan çıkarıp risk almayan bir bürokrasi çarkına hapsetmektedir. Kâğıt üzerinde sağlanan o “borçsuz ve ihtiyatlı” mali tablo, maalesef yatırım yapamayan, adil dağılmayan ve idari açıdan yerinde sayan bir pasifliğin örtüsünden başka bir şey değildir.
Haydi sıkılmayın da size son üç yılın Sayıştay bilançosunu kadrodan bütçeye, kontrolden üretime aktarayım. Böylece siz karar verin üstteki yazılanlar haklı mı haksız mı?
2023 yılı Sayıştay raporunda 13 bulgu yer alıyor. Bunların üçü denetim görüşünün dayanağını oluşturan, onu ise diğer bulgular. Özellikle akademik kadro ilanlarında belirli kişileri tarif eder nitelikte, objektif ve doğrulanabilir olmayan şartlar bulunduğuna ilişkin tespit dikkat çekiyor. Sayıştay, bu tür ilanların eşitlik ve liyakat ilkeleriyle bağdaşmadığına işaret ediyor.
Aynı raporda üniversitenin işe alma, nakil, terfi, performans değerlendirmesi ve disiplin süreçlerini kapsayan insan kaynakları politikasının tam olarak belirlenmediği de belirtiliyor.
2024 yılı raporunda denetim görüşünün dayanağını oluşturan bir bulgu bulunmamakla birlikte, dolu kadrolara kanunda sayılan istisnalar dışında görevlendirme yapılması ve satın alınan bazı malzemelerin ihale dokümanındaki şartlara uygun olmaması gibi tespitler yer alıyor.
2025 yılı raporunda da denetim görüşünü olumsuz etkileyen bir bulgu bulunmuyor. Ancak iç kontrol süreçlerinin tüm birimlerce değerlendirilmemesi, tespitlerin ilgili kurula raporlanmaması, iş sağlığı ve güvenliği kurullarının oluşturulmaması ve risk değerlendirmelerindeki eksiklikler dikkat çekiyor.
Üstelik iç kontrol bakımından yıllar içinde geriye giden bir tablo var. 2023’te tüm birimlerin değerlendirme yaparak ilgili kurula bildirimde bulunduğu görülürken, 2024’te değerlendirmelerin kurula sunulmadığı, 2025’te ise tüm birimlerde değerlendirme yapılmadığı belirtiliyor.
Yatırım ödenekleri de ayrı bir soru işareti. 2023 yılında sermaye giderleri ödeneğinin yüzde 54,43’ü, 2024’te yüzde 37,39’u, 2025’te ise yüzde 42,11’i harcanmış. 2025 yılında yaklaşık 209,7 milyon TL’lik yatırım ödeneği kullanılmadan kalmış.
Elbette kamu kaynağının tamamını harcamak değil, doğru ve verimli kullanmak esastır. Ancak bu kaynakların neden kullanılamadığı da kamuoyuna açıklanmalıdır.
Proje Avcılığından “Kara Bulut” Saltanatına
Oysa arşivler yalan söylemiyor. Prof. Dr. Hüseyin Çiçek’in rektörlük döneminde kurulan Proje Ofisi; URAP sıralamalarındaki tırmanışlar, TÜBİTAK projelerinde rekor kırarak artan başvurular, lisans öğrencilerinin Ar-Ge süreçlerine aktif dahil edilmesi ve devlet üniversiteleri arasındaki yüksek memnuniyet endeksleri ile basına defalarca yansıdı. Gece gündüz sahada koşturan o yönetim anlayışı, kürsülerden haklı bir vizyonu haykırıyordu.
Ancak o günden bugüne ne değişti?
Sistem, ülkeyi ve şehri ilerletecek vizyonerleri değil; üretenlerin önünü kesip, liyakatsiz kadrolaşmalarla sadece kendi alanını korumaya çalışan bir zihniyeti kayırıyor. Makale tüccarlığı ve alakasız atamalarla unvan dağıtanlar, dağında taşında emeği olan bence çok etkili bir örnektir: Ceyhun Özçelik gibi isimlerin önünü kesmek için her yolu denedi. Yıllarca kendi devlet üniversitesinde hak ettiği profesörlük unvanı verilmeyen Özçelik, sonunda bu adaletsizliğe boyun eğmeyerek Nişantaşı Üniversitesi’ne geçmek zorunda kaldı. Vakıf üniversitesinin, bu bilim insanının hakkını şaşkınlıkla ve tereddütsüz teslim etmesi ise MSKÜ yönetiminin düştüğü acı durumu gözler önüne seren en net aynadır.
Merak ediyorum kaç Ceyhun Hoca vardı acaba vebali bir şehrin sırtına emanet bırakılan?
Veriler Yalan Söylemiyor: Haksızlıklara Rağmen Gelen Başarı
Ancak tabloya sadece idari zafiyetler ve çifte standartlar penceresinden bakmak, o kürsülerde ter döken binlerce insana haksızlık olur. Çünkü idari akıl ne kadar hantal kalırsa kalsın, MSKÜ’nün akademik kadrosu ve öğrencileri bu engelleri aşan bir direnç gösteriyor.
ÖSYM ve YÖK Atlas verilerine yakından baktığımızda bu hakikat net bir şekilde karşımıza çıkıyor. Üniversitenin göz bebeği olan Tıp Fakültesi, yıllar içinde başarı sıralamasını istikrarlı bir şekilde yukarı taşıyarak 18 binli bantlardan daha üst sıralara tırmanmayı başardı. Benzer şekilde, mühendislik ve diğer branşlarda da adayların tercih eğilimlerindeki bu yükseliş; kurumun tabelasındaki idari aksaklıklara ve uygulanan haksızlıklara rağmen, içerideki akademik kalitenin ve verilen eğitimin karşılık bulduğunun en somut kanıtıdır.
Sistemin yarattığı engellere, çifte standartlara ve Ceyhun Özçelik gibi değerlere yaşatılan o haksız göçe göğüs geren fedakâr akademisyenler, özverileriyle bu başarıyı ayakta tutmaktadır.
Asıl Güç Kimin Elinde?
Bugün tıp fakültesini kazanan o pırıl pırıl gençler ya da laboratuvarlarda gece gündüz makale ve proje üreten o fedakâr akademisyenler, idari mekanizmaların onlara sağladığı imkânlarla değil, tam aksine bu imkânlar esirgenmesine rağmen kendi öz iradeleriyle bu başarıyı sırtlıyorlar.
Eğer bu üniversitenin idari yapısı çifte standartları bir kenara bırakıp arkasındaki bu devasa akademik potansiyele adil bir şekilde ayak uydurabilseydi; bütçeler doğru adrese ulaşır, Muğla sadece bir eğitim kenti değil, bölgesinin en büyük Ar-Ge ve teknoloji üssü olurdu.
Velhasılı,
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, son üç yılın Sayıştay raporlarına yansıyan idari sorunlara, Ceyhun Özçelik gibi değerlerin başka üniversitelere kaçırılmasına neden olan o haksızlık düzenine ve bütçenin hak edene ulaştırılmadığı o karanlık tabloya rağmen; amfilerdeki gençlerin umudu ve hocaların bilimsel ısrarıyla ayakta duruyor.
Ancak unutulmamalıdır ki; sırtını bu kentin ve ülkenin geleceğine yaslayan akademisyenler ve öğrenciler, kendilerini geriye çeken bu idari çoraklığı ve çifte standartları hak etmiyor. Üniversiteyi yönetenlerin yapması gereken tek şey çok basittir: O koltukların sorumluluğunu taşıyıp, içerideki bu parlak cevherin önünü açmak; bürokratik prangaları ve adaletsizlikleri söküp atmak.
Çünkü her şeye rağmen yazılan bu başarı destanının gerçek sahibi, ne o raporlardaki hantallığı üretenlerdir ne de çifte standartları savunanlar; bu üniversitenin gerçek sahibi, kürsüde hakikati arayanların, emeğin hakkını savunanların ve amfilerde geleceği örenlerin ta kendisidir.
Haydi selametle…
Bu haber Bodrumhaber.com tarafından yayımlanmıştır. Haber metninin ve görsellerinin izinsiz olarak kısmen veya tamamen çoğaltılması ve başka internet sitelerinde yeniden yayımlanması yasaktır.
Özgün haber kaynağı: Bodrumhaber.com






