Google'da bizi öne çıkarın
Sitemizi Google aramalarında tercih edilen kaynak olarak ekleyin.
Kırık Kalpler Durağı
Başkalarının beklentileri için yaşarsanız kendi arzularınızı öldürürsünüz. Başkalarını rahatsız etmemek için çaba gösterirseniz, bu kez de kendinizi rahatsız edersiniz. Başkaları için yaptığınız her şey de adım adım, yavaş yavaş kendinizden uzaklaşırsınız.
Yaklaşmak ve uzaklaşmak karşılıklı olmalı. Hangisi olursa olsun, tek taraflı atılan her adım kendinize takılmış bir çelmedir. Hiç bir şartta düşmek istemiyorsanız, ne fazla adım atın ne de eksik adım atın. Size geldikleri kadar onlara gidin, sizden gittikleri kadar da onlardan gidin, hatta biraz daha fazla gidin. Gitme zamanı gelmişse, yüremeyi değil, koşmayı tercih etmek gerekiyor, çünkü yürürseniz arkanıza bakma ihtimaliniz var ve arkanıza bakarsanız gidemezsiniz. Gidemezseniz ve kalırsanız bu kez de kendinizden gitmeniz gerekiyor. Yani arkanıza bakarsanız her şekilde kaybedeceksiniz.
Ruhunuz düşüncelerinize göre size davranır. Ne düşünürseniz ruhunuz size onu yansıtır. Düşünce olarak takıldığımız her şeye ruhunuz da takılı kalır. Düşünce olarak aşamadığınız her problem ruhunuzun en büyük sorunu olur. Sürekli onu çözmeye çalışır ve asla bunu başaramayacaktır. Bunu size yorgunluk, umutsuzluk olarak geri yükler çünkü çözmek ruhun işlevleri arasında değildir.
Kendiniz için gerçekten bir şey yapmak istiyorsanız ilk yapmanız gereken şey, başkalarına bağımlı olmadan, onlardan etkilenmeden yaşamayı öğrenmektir. Başkalarını sevindirmek için yaptığınız her şey de kendinizi üzersiniz.
Siz hiç başkalarını mutlu etmek için çabalayan birinin mutlu olduğunu gördünüz mü?
Mutluymuş gibi davrananları çok görmüşsünüzdür ama inanın bana gerçekte kesinlikle mutlu değiller.
Gerçekten mutlu olanlar oynamazlar, mutluluğu yaşarlar. Oynayanlar ve yaşayanlar birbirinden çok farklı davranırlar. Mutlu olmanın sanıldığı gibi çok formülü yok. Aslında tek bir yolu var. Mutlu olmak istiyorsanız kendinizi mutlu etmek zorundasınız. Diğer bütün seçenekler başkalarına çıkar ve başkalarına çıkan hiç bir seçenek sizi içine almaz..
Mutlu olmak için elbette başkalarını mutsuz etmenize gerek yok ama önce kendinizi mutlu etmeniz gerekiyor. Kendinizle ilişkinizi düzeltmeden başkalarıyla asla sağlıklı bir ilişki kuramazsınız. İstediğiniz kadar çabalayın, muhakkak bir gün bir, yer de eror verirsiniz. Kendinize karşı bile tahammülünüz kalmamışsa, kendi sesinizden bile rahatsız oluyorsanız, başkalarına karşı tahammülünüz uzun vadeli olmaz. Bir gün illa ki sıkılırsınız, hem kendinizden, hem onlardan.
Oynamanın en kötü tarafı bu.
İçeriden gelmeyen her şey bir gün dışarıdan patlar.
Önceliği kendinize vermediğiniz sürece, sıra size gelinceye kadar beklemek zorundasınız. Sıra bekleyenleri de genelikle kimse hatırlamaz. Unutulur giderler girmek için bekledikleri bir yerler de.
Acı dedikleri şey de tam olarak bu zaten.
Bir yerler de unutulanların isyanı.
Unutulmak istemiyorsanız, acı çekmek istemiyorsanız kendinizi hep hatırlayın.
Başkalarının insafına bıraktığınız her şey size acı olarak geri döner, hem de pişmiş halde. Çiğ bir acı atlatılabilir ama kızarmış, pişmiş, size servis edilmiş bir acı sosuna kadar düşünülmüştür, planlanmıştır.
Bu hayatta birçok şey tesadüf olabilir ama acı asla tesadüf değildir. Bir yerde bir acı varsa orda acı çekmenizi isteyen biri veya birileri muhakak vardır.
Kaderin getirdiği her acıya saygı duyun ama birilerinin size getirdiği, size layık gördüğü her acıyı tabaklarıyla beraber onlara fırlatın.
Siz kimsenin egosunun ve hastalıklarının hizmetkarı değilsiniz.
Böyle insanlardan kesinlikle uzak durun.
Bırakın onlarla anne babaları uğraşsın..
-
Yazı Boyutunu Ayarla Okuma rahatlığı için seçin
-
Küçük 100% Dev
